Ayrıntıların ayırılımları

Ayrıntılar konuların veya meselelerin en ince en derin yerleri olup çok zaman sorunun çözümünün tamamlanmasında anahtar görevi gören, maddeleri kelimeler, çizgiler veya hareketler olan düşünce ifade cisimleridir.

Evet. Bir önceki ayrıntı tanımı çok daha ayrıntılı yazılabilirdi ve nispeten yalın tanımlara göre ayrıntılı bir tanımdı tıpkı bir önceki paragrafı tanıtan bu cümle gibi. Beynimizin fizyolojik ve psikolojik mekanizma yolaklarıyla ilgili bilimsel bir bilgim yok (varsa da yok diyelim) ancak teknik bilgim az da olsa var (bu daha doğru). Bu bağlamda, “…Nazar, niyet, manay-ı harfi, manay-ı ismi…” diye geçen ders bence en önemli insani mantık-fikir-karakter derslerden birisi olup anlaşılması gerçekten de bir ömür süren bir derstir. Nazar bakış açısı demektir. Bir şeye baktığımız zaman önce kaba görünen yüzüne dalarız ardından da ayrıntılara ineriz ve ayrıntılara indikçe heycanımız artar. Bu ayrıntıların mı yoksa kaba yüzünde görünenlerin mi daha gerçekçi olduğuna ise çok zaman nazarımızın mahiyetine göre karar veririz. Sonuçta hayalimizde oluşmaya başlayıp bir fikir olarak somutlaştırdığımız nazari yargılar bu ayrıntıların üzerine bina edilmiş bir gerçeklik tarafından kılıflanmış bilgilerdir. Ama yeterince nazara girmemiş yani yeterince zamanda veya zeminde takip edilmemiş, müşahede edilmemiş veya kayıt edilmemiş şeyler hakkında “takipte” kararını vermediğimiz zaman o şeylerin neresinin ayrıntı ve neresinin temel olduğunu bilemeyiz. Aslında eminim ki bu ifade etmeye çalıştığım şey akli bilimlerin basit bir konusudur. Yada öğrenme-algılama mekanizmalarını inceleyen tüm bilimlerin.

Tümdengelim yaptığımız veya tümevarım ile sonuçlandırdığımız her şey 3 halden birisinde bulanacaktır: emin olmak, takipte bırakmak, ilgilenmemek. Bu üç şey kesin değil aslında şu an bu konu benim için “takipte” ama şimdilik böyle varsayalım. Bilimsel yöntem şeylerin (olay, madde, cisim, süreç vs…) hakkında atıp tutturmaktan ibaret bir iştir. Fakat bu işi kurallayarak disiplinli bir şekilde hipotez, tahmin, deney süreci ve kanun gibi bir mekanizmayla yapmaktadır bilim. Neyse daha fazla ayrıntıya girmeden bu yazının özüne gireyim.

Bazen olaylara veya maddesel şeylere çok yakından bakarız. Belki niyetimiz öyledir veya bir nedenle nazarımız sorunludur. Veya farkında olmadan yeterli zaman ve zemine yayılmamış bir şey hakkında kanun hükmünde yargılar veririz. Tümevarmadığımız veya tümdengelemediğimiz halde “takipte” demeyiz, “tüm” deriz, “tümden geldi” deriz. Bazen toplum mühendisliğinin üzerimizdeki etkilerinden dolayı “ilgilenmiyorum” demek yerine doğru yanlış yargılara sahip oluruz şeyler hakkında. Nazarımız, niyetimiz kötü emelli kişiler tarafından değiştirilmiştir. Sonuç: Bazen yüzeysel bütünlükler ve görünen yüzler ince ayrıntılardır ve bazen de ince ayrıntılar, derin gizli detaylar, aslında görünen yüzlerdir. 1. durumda çok yanlış kesin yargılara sahip olabiliriz. 2. durumda ise bir şeye asıl değerinden çok daha fazla değer vererebiliriz. Vesselam. Aşağıdaki mspaint çalışmam ile bir şeyler anlatmaya çalıştım ki benim için bu konunun çıkış noktası belediyenin diktiği çiçeklere yakından baktığım zaman niye böyle saçma şekillerde ekmişler derken, uzaktan bakınca dalga-rüzgar desenini görüp sanatçıları takdir etmemdir. Zaman-zemin ilerler, hadi hayırlı seyirler…

dar pencere geniş pencere

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir